Gazap Ateşi – Film Tahlili

man on 2

“Kurşun hep doğruyu söyler”


Filmimizin birkaç sahnesinde bu sözü duymak mümkün. Creasy (Denzel Washington) bu sözün doğruluğunu ispatlamaktan mıdır bilinmez ama silahı kafasına dayar ve tetiği çeker. Silah patlamaz, peki bu mümkünmüdür? Bilimsel olarakta araştırdığımız zaman gerçek olduğunu görürüz gerçektende silah çok nadirde olsa patlamayabilir. Peki insan bu duruma nasıl gelirde kafasına silahı dayar? Zaten asıl meselede budur. Saplantı haline gelmiş bir geçmiş, unutmak imkansız. Günlük yaşamımızda da bu böyledir unutmak istediğimiz birşeyi ufak tefek birşey mutlaka hatırlatır. Kurtulmak için mücadele edilmezse de o zaman durum daha da kötü olur. Creasy’de bunu yaşadı ve kafasını kemiren o sorunun cevabı için silahı kafasına dayadı.Ve kurşun doğruyu söyledi. O sahne insanın o kadar kötü bir psikoloji de olduğunu anlatıyorki siz tahmin edin artık. Yapılan şey doğru değil tabi ama insan düşünemiyor işte…Düzelme görüntüsü silahın patlamadığı o gece yağmurun altında telefonla konuşurken Pita’yı penceresinden bakarken gördükten sonra gerçekleşti.

Creasy o andan sonra çevresiyle ilişki kurmaya çalışır yani Pita (Dakota Fanning) ile. İşte hayata olumlu bakmanın örneğini burada buluyoruz. Nasıl mı? Creasy, Pita’nın sayesinde neredeyse babalık duygusu yaşar. Bu hisler onları birbirlerine çok bağlamıştır. Creasy o eski kötü günlerini artık hatırlamaz, inancı yerine gelmeye başlar, içkiyi bırakır, incil okumaya bile başlar. Artık onun için hayatın anlamı geri gelmiştir. Bu hayatta birşeyler için yaşam sevinci gelmiştir.

Tam hayata tutunmuşken geçmişte yaşananlar unutulmuş derken bir olay yaşarız ve yine tepetaklak oluruz. Aynı şey Creasy içinde oldu Pita kaçırıldı ve öldürüldü. Creasy kendisini mi düşünsün (kaçırılma olayında ağır yaralanmıştı) yoksa hayata tutunmasını sağlayan kişiyi bir daha hiç göremeyeceğini mi düşünsün. Filmin bu sahnesi tamamen tüyler ürpertici aynı zamanda da büyük bir hüsranla dolu.

Filmin en sevdiğim sahnesi ise Rayburn’un eski Roma Direktörü (Giancarlo Giannini) ile yaptığı söyleşiydi. Direktörün “Pita’nın Creasy için önemi neydi” sorusuna Rayburn şu cevabı vermişti:
“yeniden yaşamanın güzel olduğunu göstermişti” İşte bu cevap herşeyi açıklar nitelikte. Burayı izledikten sonra gerisini tahmin edersiniz.

Filmin içerdiği bir türde gizem. Creasy Pita’nın kaçırılışı ve ölümü ile ilgili çok ilginç kanıtları bulacaktır. Acaba, kim kaçırdı? Nasıl oldu? Niye öldü? bu soruların cevabını merak ettiriyor ve filmin sonu ise beklenmeyen birşekilde bitiyor.

Bahsetmem gereken bir konu da filmin müzikleri.Müzisyen Harry Gregson-Williams imzası taşıyan müzikler tam anlamıyla mükemmel, yaşanan olaylarla birlikte sizlerde uyandırdığı his birebir örtüşür şekilde.

Filmin olumsuz eleştirisine gelirsek sahte kamera sanatı. Ben bu tarz filmleri normalde pek sevmem. Normal kamera haricinde olayı yaşayan başka biri varmış gibi çok fazla kareketli kamera kullanılmış o biraz puan kırıyor sanki ama yinede güzel bir iş çıkarmış Tony Scott.

Filmi de biraz anlatmış oldum kusura bakmayın ama kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.

Filmimizle ilgili ilginç bilgiler buldum Wikipedia sayesinde (teşekkürler Wikipedia) işte bilgiler :
* Rayburn Tony Scott’ un başka bir gerilim filmi olan The Fan filminde de kullanılıyor.
* Michael Bay filmdeki yönetmenliği yapmadı.
* Aslında Paul Rayburn rolünü Marlon Brando’ nun oynanması istenmişti.
* Robert De Niro, Will Smith ve Bruce Willis filmdeki Creasy rolünü oynamayı kabul etmediler. Ki, bu üç oyuncunun üçü de Tony Scott ile çalışmışdır.
* Dakota Fanning film içinde İspanyolca dersleri , yüzme dersleri ve piyano dersleri aldı.
* 80lerde çekilen filmin yönetmenliğini Tony Scott yapmalıydı ancak bu yeni versiyonun yönetmenliğini yaptı.
* Filmde Creasy karakterinin kullandığı saat Casio Pathfinder 227 idi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.