“Aşk İki Kişilik” mi?

Değerli Şair Ataol BEHRAMOĞLU, “Aşk iki kişiliktir” diyor. Peki gerçekten öyle mi, ya da tek taraflı aşk olur mu ya da olursa bu aşka gerçek aşk diyebilir miyiz ?


Aşk, tutku ve bağlılık düzeyinde sevme olayıdır şeklinde tanımlanmaktadır. Günümüzde 7 den 70 e kadar bu duyguyu neredeyse herkes hissetmiştir ya da en azından hoşlanmıştır. İnsanoğlu hayatta beklemediği bir zamanda biriyle tanışır ya da uzaktan bi pozitif enerji hisseder. O an kalbi farklı atmaya başlar, bunu farkeder ama bir anlam veremez. Gözünü ondan alamaz -ona göre sanki o bir dünya güzelidir- onun gözleri, konuşmaları, bakışları yüzünden öyle bir etkilenirki o an bazı sakarlıklar, konuşurken heyecanlamalar vs… Hatta bazen an olur ona bakarken dikkat çekmemeye bile çalışır. O gün sonunda kendisini ilginç bir şekilde mutlu hisseder.Sanki o günkü güneşin batışı hiç bu kadar olmadığı kadar güzeldir, turuncumsu kızılımsı renkler içiçedir, insan tabiatın güzelliğini keşfeder. Oysa ki güneş herzaman ki gibi batmıştır değişen birşey yoktur tabiatta, o hep güzeldir. Değişen asıl şey insanın kendisidir, o unutamadığı dakikalar hayatını değiştirmiştir. Bu durum hoşuna gittiği için onu bir daha görmek yada onunla iletişime geçebilmek ister. Buraya kadar herkes için ortaktır. Eğer hoşlanılan kişi ulaşabileceğimiz şekilde bize yakın ise durum biraz daha iyidir. Yani iletişime geçmek o kadar zor olmayacaktır. Peki hoşlanılan kişiye ulaşılamıyorsa, durum pek iç açıcı değildir. Bu ikinci ihtimali üzerine daha sonra birşeyler yazacağım…

Artık hayat çok farklı bir hal alır. Günlük yaşamın mutlaka bir kısmı o kişiyi düşünerek geçer-eğer bir üniversite ortamı ise arkadaşlar aracılığıyla bilgiler toplanır- ama büyük bir sorun vardır; ya o, onun hissettiklerini hissetmiyorsa o zaman nolacak ? Bu sorunun cevabı uzun bir zaman düşünülür insan gerçekleri kendine söyleyemediği için sözüm ona cevabı bulamaz ve ona açılmak için bütün cesaret toplanır ve planlar yapılır. Onunla yeniden karşılaşabilmek için ilk gördüğümüz günün aynı saatinde hatta diğer günler bile aynı saatinde o mekanlarda dolaşılır karşılaşırsa ne ala karşılaşamazsa onu görememek olmanın üzüntüsüyle beklemeye devam edilir, tüm umutların tükendiği bilmem kaçıncı gün karşılaşma gerçekleşir. Fırsatı değerlendirmek adına yapılan heyecan dolu konuşmalar sonucunda kendini az çok ifade edebildikten sonra merakla beklenen kalbin neredeyse durabileceği an gelir “evet mi” yoksa “hayır mı”…

Evet ise durumdan kaynaklanan heyecan ve yerinde duramama hissi saklanmaya çalışılır. O andan sonra kalpteki anlamsız boşluk dolmuştur artık o kalp iki kişi için atacaktır. Hayat sanki o andan sonra çok daha anlamlı hale gelir. Onunla birlikte dolaşmak, gezmek, eğlenmek vs… onunla her şey çok güzeldir. Her iki tarafında kendini hazır hissettikleri zaman evlilik kararı gelir ve mutlu, mesut bir hayat yaşarlar tabi nereye kadar o bilinmez… 🙂

Eğer cevap hayır -arkadaş olarak kalalım(sanki neydikte arkadaş olacağız)- şeklinde gelseydi, düşündüklerini söylemiş olmanın çok az rahatlığı olur ama büyük bir çöküş olur. İnsan bunu hazmedemez, kendine yediremez, nasıl olur da beni seçmez şeklindeki düşüncelerle psikolojik sorunlar yavaş yavaş gelir. Herşeye rağmen belki onun kendisini birgün sevebileceği ihtimalini düşünür ve iş daha da çıkılmaz duruma gelir. Sonuç itibariyle benliği güçlü olan insanları bu “hayır” fazla etkilemez çünkü “o kaybeder” denilir ve yaşama devam edilir.

Durumları özetledikten sonra başlangıçtaki soruların cevabına gelecek olursak; tek tarafli aşk saplantılı bir aşktır ve bence gerçek aşk değildir. Aşkı aşk gibi yaşayacaksak, aşk iki kişiliktir ve o aşk gerçek aşktır…

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.